Arkadaşım farkında mıdır bilmem ama o kitaptan öyle güzel bahsetti ki içimde "mutlaka okumalısın" hissini yarattı. İstanbul'a ilk kar düştüğü akşam, ayaklarım donmuş bir halde belediyenin kurduğu kitap çadırında gezerken kitabı görünce almadan edemedim.
Pazartesi günü okumaya başladım ve dün gece saat iki gibi bitirdim okumayı. Başımda sabahtan beri geçmeyen bir ağrı, kucağımda Pıncır, yanımda bir fincan demli çay vardı. Daha ne olsundu. Okudukça unuttum baş ağrımı çünkü aklım valiyle birlikte köprüdeydi. Yüreğim ağzıma geldi valiyle beraber. Yapılacak mıydı köprü? Yıkılacak mıydı? Gözlerimden yaşlar da geldi zaman zaman, gülümsedim bazen kendi kendime.
Vali Recep Yazıcıoğlu hayal ürünü bir romanın kahramanı mıydı? Yoksa bu onun gerçekliğinin anlatıldığı bir roman mıydı? O'nun gibi insanların var olduğuna inanmak çok zor. Bu ülkeden, bu topraklardan geçtiğine inanmak...
2 yorum:
bloğuma da yazacağım ama ilk izlenimlerimi sana buradan ileteyim dedim.
Veda henüz bitmedi ama umut'u hemen satın aldım. veda elime sadece adam gibi iki defa geçti. şu an 333. sayfadayım. nasıl gittiğini sanırım buradan anlayabilirsin. okumadığım zamanlarda da aklımda sürekli kitap var. ne zaman ayşe kulin adı geçse aklıma sen geleceksin. ne güzel.:)
Ne güzel :))
Çok sevindim beğenmene. Ayşe Kulin adı geçtikçe beni yüzünü buruşturarak anımsamandan da korkmadım değil hani. :)
Yorum Gönder