27 Mart 2012 Salı

Pembiş Metrobüs



Dün akşam ağabeyim ve sözlüsü ile buluşacaktım, baktım ki hava buz gibi olmuş, buluşma vaktine de çok var, aylak aylak sokaklarda dolaşmayayım da otobüse bineyim, uyuyayım dedim. (I Love Mecidiyeköy trafiği bir saatten önce geçilmez)

Neyse zaten haftalardır yorgunluktan ölmek üzere olduğumdan ötürü oturur oturmaz uyumuşum. Bir ara gözümü açtım Mecidiyeköy metrobüs durağının önündeyiz.  Uykuyla uyanıklık arası biraz ayılmak için gözlerimi kapatıp açıyorum. Kapattım tekrar gözlerimi, tekrar açtım, 'pembe metrobüs' yazan bir afiş gördüm. Gözlerimi kapatıp acaba erguvan rengi otobüsleri mi kıskandılar diye düşündüm tabi sonra bu düşüncenin saçma olduğuna karar verip tam olarak ne olduğunu anlamak için tekrar gözlerimi açtım. Afişi okuyup içimden 'haaaaaa' dedim. Sonra da  "Nasıl yani!" dedim. Ki bunu dışımdan dedim. (Sonra kulaklığın mikrofonunu ağzıma yanaştırıp 'tamam arıycam ben seni hadi öptüm bye' dedim.) Bu arada evet otobüs hala aynı yerde duruyor .

Nasıl yani! tepkisi vermeme sebep olan pembe metrobüs mevzusu Saadet Partililerin başlattığı, metrobüs hattı üzerinde taciz olaylarının önüne geçmek için sadece kadınların kullanacağı pembiş pembiş ayrı bir metrobüs konulması isteğiymiş.

İlk aklıma gelen pembeden ne kadar nefret ettiğimdi.

Gerçekten çocukken de hiç sevmedim pembeyi. Kız çocuğum olsa pembe giydirmezdim, arkadaşlarımın kız çocuklarına hediye alırken onlar sevseler bile pembeden kaçınırım. O kadar kötü aramız yani. Kadın demenin illa pembe ile ilişkilendirilmek olmasından ayrıca hazzetmiyorum zaten. Her kadının pembe sevdiğinin düşünülmesinden de bir o kadar.

Ayrıca tacizci erkekleri, yaşlılara yer vermeyen gençleri, sadece cinsel amaçla değil otobüslerde, yollarda, hayatın her alanında kadınlara her türlü tacizi yapan erkekleri, karısını döven kocaları da o pembe metrobüse binecek olan sizler, bizler yetiştirmiyor muyuz? En mahrem yerimizden çıkıp dünyaya gözlerini açan, en mahrem yerimize girip yeniden gözleri açılan o beyefendiler sizin, bizim eserimiz değil mi?

Kimi kimden ayırıyoruz?

Taciz konusunu sadece pembe metrobüsle çözemeyiz zaten. Hali hazırda bu zamana kadar yetişmiş olan tacizciler metrobüste yakalamazsa durakta yapar. Akşam saati ve sabah erken saatlerde Şehitlik, Altunizade, Mecidiyeköy, Uzunçayır  gibi metrobüs duraklarını ziyaret etmenizi otobüse gitmeye gerek kalmadan her türlü tacizin durakta da yapılabileceğini görmüş olursunuz. Misal bir iki sabah Altunizade durağından metrobüse binmek istedim hiç bir şey yapmama gerek kalmadan kalabalığın etkisi ile kendimi Zincirlikuyu'da buldum. Dalga gibi insanlar, sen duruyorsun onlar sürüklüyor seni. :)

Böyle olunca pembe durak da gerekecek ki metrobüs dediğin tek dişi kalmış canavar. Hali hazırda var olan duraklarına ulaşmak, Süper Mario'nun Prenses'e ulaşması kadar zor.

Tabi bu arada İstanbul'da kadınlar sadece metrobüs hattı güzergahını kullanıyor. Sizi akşam saati 14B hattında da görmek isteriz pembişler asıl tehlike orada bak inan bana. 

Tacizcilerle başa çıkmayı bilmeliyiz, onlardan korkmamalıyız. Sonra gelecek nesilleri ve kendimizi korumak için, kadını erkekten kaçırmak yerine ikisine de bir arada yaşamayı öğretmek için harcasak enerjimizi.

Hem sonuçta muhtacız da birbirimize anlarsın ya. Şimdi bu otobüs ayırmayla başlar.. Sonra napcukk! Birbirimize mi halleneceğiz. Lezbiyenlik, homoseksüellik alır başını gider vallahii..

Hem bir düşünsene Allah aşkın bir otobüs dolusu kadın nasıl bir şeydir. Korkunç! İki kadın kafa kafaya verince bir otobüsü dolusu insana kafa yedirtebilme gücüne ulaşıyor. (genelde o iki kadından biri ben olduğum için oradan biliyorum.)

Ben bunları 6 senedir her gününü İstanbul'un bir yakasından diğer yakasına otobüsle geçen, İstanbul'un hemen her yerine otobüslerle gitmiş, gecenin yarısından, sabahın körüne kadar günün her saatinde otobüslerde tek başına bulunmuş, yazının başında belirttiğim gibi otobüste uyuyabilecek kadar evi bellemiş biri olarak söylüyorum.

Taciz edilmedim mi, evet taciz edildim. Taciz edilmek istemiyorsan evinde otur diyenleri de gördük biliyoruz, anlatsam roman olur tadında şeyler yaşadım otobüslerde ve öğrendiğim bir şey var sa o da onlardan kaçmak yerine 'inadına ben buradayım' demek gerektiğidir.

Hem her şeyi boşverelim hadi diyelim sen erkeklerden ayrı araçla gittin, ben ise böyle bir ayrımı yapmadığım için tacizi isteyen, gel beni taciz et diyen kadın mı olacağım?

Allah aşkına!! Hiç bir şey yapamıyorsanız, sesinizi çıkartamıyorsanız bir iğne iliştirin çantanızın kenarına çaktırmadan yaklaşana saplayın, ben öyle başladım, sonra kafa göz ağız burun dağıtmaya kadar gidilir. Çok şükür ona da gerek olmadı hiç. :)

Kedi, köpek, çocuk da böyle eğitilmez mi hem? Misal koltuğun arkasına çiş yapan yavru kediye çişi gösterir poposuna ufak bir şaplak atarsınız. Fiziksel acının böyle eğitimlerde faydası büyüktür. Sirklerde devasa fillere, koca aslanlara o kadar şebekliği sevgi sözleriyle yaptırmıyorlar sanırım.

Tacizci erkeği de eğitilecek bir hayvan olarak kabul edin diyeceğim ama bir hayvansever olarak hayvanlara hakaret etmiş oluyorum. Yaratık diyelim biz onlara, yaratık olarak kabul edin onları efenim. Batırın çuvaldızı kendisine.

Korkmayın. Utanmayın. Tacizciye çıkıştığınız anda arkanızda bir otobüs dolusu insan bulma olasılığınız çok fazla. Ayrıca bir çok insan sizin uğradığınız tacizin farkına varıyor ama siz sesinizi çıkartmadığınız için eli kolu bağlı kalıyor. (dedim ya 6 sene çok şey gördüm) 

Ayrıca pembe nedir arkadaş! Öff çok çirkin. Hello Kity çıkartması da yapıştırın da tam olsun.

1 yorum:

Defter-i KebiR dedi ki...

Yorgan iğnesi diyor ve susuyorum Sevalim :D