27 Haziran 2013 Perşembe
Sıra Kavgası (?)
Bu sabah otobüs durağında sıraya girmiş, efendi efendi otobüs şöförümüzün bizi içeri davet etmesini beklerken bir iki kişi önümdeki hanımefendi, kendi kendine söylenmeye başladı, sonra kulaklıklarını çıkarıp arkasındaki kadına dönerek;
- Şuna bak nasıl da sıradaki insanlardan ayrı duruyor. Sanki birşey yapacaklar! Size birşey mi yapıyorlar burada dururken, bana birşey mi yapıyorlar? Hale bak cık cık cık !!!
Ve benzeri bir kaç cümle ile söylenmeye başladı. Arkasındaki hanımefendi de onu destekleyen bir kaç cümle kurdu falan... "Ötekiler" kazanının altını yakıp etrafında dönmeye başladılar. Söylendiği kişi sıranın daha ön taraflarındaki siyah çarşaflı, 50'li yaşlarında bir kadındı. Söylenen hanım ve arkasındaki kadın ise kot pantolon, tişörtlü kadınlardı. (her iki tarafta giyinikti yani +18 bir durum yok)
Kadının siyah çarşaflı olması ve sıradan ayrı duruşu hanımefendiyi rahatsız etmişti. Bu aykırı duruşa kızmıştı kadın!! Nasıl olur da kendi kafasına göre durabilirdi!!!
Bu iki hanım aralarında kaynatırken benim ilgim başka bir yere kaydı (e sevgilim var artık bırakında kaysın ilgim :) ) ve sonra birden ne olduğunu anlayamadığım bir şekilde arkasından konuştukları kadın ile sıra konusunda, sabahın erken saatine göre çok yüksek sesle tartışmaya başladılar. Bir nevi zaten siyah çarşaflı oluşuna gıcık oldukları kadına saldırmak için bahane buldular. Saldırdılar da. Konu "sıra"dan çıktı giyinişlerine, yaşam tarzlarına laf söylemeye geldi tabi sonra. Sıra bahane insanların tercihlerine müdahele şahane bebek!
Tabi sonradan bir de "özel hayata müdahele çok güzel sen de gelseneee" girişimleri de oldu. Linç etsek o kadını vallahi gözü açık gitmeyecekti.
Aynı şeyin olduğunu daha önce de gördüm. Tarafların farklı olduğu başörtülü kadınların tacizine uğrayan açık kadınları da gördüm. "Bunlara tecavüz haktır" diyen adamları kendi gözlerimle görüp, kulaklarımla işittim. Küpeli çocuklara sebepsiz azar kayan sakallı amcalar. Sakallı amcalarla alay eden tipler de gördüm. Günümün uzunca bir kısmını geçirdiğim, binbir çeşit insanı bir araya toplayan otobüsler sosyal incelemeler için çok uygun mekanlar. Çeşit çeşit insan var sonuçta.
Aynı şeyleri "haklar", "özgürlükler", "benim hayatıma, giyimime, bedenime kimse karışamaz" diyen insanların yaptığını gördüm. Ki bunu görmek cidden içimi acıttı. Ne derseniz deyin bölücü terör örgütü dediğimiz örgütün yapamadığının yapıldığını çok daha önceden gördüm. Çoktan bölündük biz.
Belki de terör örgütünün çekilme nedeni budur "Ulan yıllardır öldürdük, öldük bi boku beceremedik fitne fücurmuş asıl mesele" demişlerdir.
Bir aya yakın yaşananlarla çok daha görünür oldu ama aslında öyle 20 günlük bir mevzu değil. Aksine çok uzun süredir ince ince beyinlerimize işlenen bir konuydu, bizler dışa vurmuyorduk. Şimdi özgürce birbirimize küfür edebiliyoruz. Çünkü yarıya yarıya böldüler bizi. Yerimizi biliyoruz artık lan!
Sizli bizli olduk. Samimiyetimizi yitirdik hocam. "Özel hayatımıza saygı" derken, bizden olmayanların hayatlarına küfür etmeye başladık.
Halbuki kadın başta inci gibi dizilmiş otobüs sırasında sırasını bozmadan duruyordu fakat güneşten kaçmak için otobüsün gölgesine doğru gitti. Ama siyah çarşaf giymiş oluşu onu yargılamak için yeter de artardı sonuçta. Bunun bir önemi yok sevgili dostum!
Halbuki kendisinin sabah sabah insanların burnunun dibinde yaktığı ve dumanını suratımıza suratımıza vurdurduğu sigarası yüzünden ben de sıradan ayrı duruyordum. Ki zaten koyun gibi sıralanmaktan nefret ettiğim için hep sıradan ayrı dururum. Fakat bende saçı açık, kot pantolon ve gömlekli bir insandım, kendisi gibi olduğum için, o kadına saydırıp dururken onu onaylamam için bana gözlerini diktiğinde bile benim nerede durduğum dikkatini çekmedi.
Efendiler!
Sağ görüşlü, sol görüşlü, dinsiz, dindar, kadın, erkek özünüzde hepiniz aynısınız.
Saygısızsınız.
Yazının başındaki resim için
24 Mayıs 2013 Cuma
Ve Tanrı...
Her gördüğümüz güzel kadına seksi demeyelim diye Lana Del Rey'i yarattı....
Ya da ben sapıklaşıyorum.
:)
Ya da ben sapıklaşıyorum.
:)
21 Mayıs 2013 Salı
Bizde Olsa
5 kişi önlerine 1 gitarı alıp hem çalıp, hem de şarkı söyledikleri video internet aleminde dolanmaya başladığından beri, ilk izlediğim anda vurularak, Walk Of The Earth grubunu takip ediyorum. Yaptıkları yeniden düzenlemeler gibi, kendi şarkıları gayet güzel ayrıca çok yetenekli ve yaratıcılar. Seviyorum kerataları.
Geçenlerde bir Madonna şarkısı olan Material Girl şarkısına yaptıkları yeniden düzenleme için yine "biz çok yetenekliyiz gözünüze girsin" dercesine çektikleri yukarıdaki videoyu yayınladılar.
Çok güzel bir düzenleme olmuş severek dinliyoruz efendim.
Yalnız takıldığım şarkı, düzenleme falan değil. Takıldığım Sarah Blackwood denen o sarışın yaratık. Yaratık dediysem sevdiğimden. Videoda görüleceği üzere kendisinin karnı burnunda ve bu video boyunca hoplayıp zıplaması bir yana kendisi bütün hamileliği boyunca bir Avrupa turundaydı. O konser senin bu konser benim gezdi durdu kadın.
Geçen gün videoyu izlerken yorumlara da bir bakayım dedim -ki internet aleminin en sevdiğim parçalarından biri Youtube yorumları- ve gördüm ki yorumların çoğu Sarah'ın ne kadar güzel, ne kadar tatlı, ne kadar şahane olduğuna dair. Bir garipsedim açıkçası.
Çünkü Sarah yerine Semra olsaydı Türk milleti olarak videonun altına yorum olarak onun ne kadar kötü bir anne olduğunu, adi, pis bir insan olduğunu yazarlardı. Çok çirkin göründüğünden bahsederler, ana haber bültenleri düşüncesiz anne adayının bu halde bunları yapmasının çocuğa zararlarını anlatacak bir doktor bulup konuştururdu falan. Dünyanın en kötü annesi damgasını vurur oturturlardı kızcağızı.
Neyse ki memleketimizde böyle Sarah gibi insanlar yok. Zaten benim gördüğüm hamile insanların %90'ı sadece tonlarca kilo alıp sızlanmaktan başka bir şey yapmıyor. Bizde böyle biri olması zor yani. :)
Yalnız o bebe 3 aylıkken ukelele 6 aylıkken gitar çalmaya başlayıp yaşına girmeden tüm müzik aletlerine hakim olup, kendi bestesini yapar.Ahanda buraya yazıyorum.
:)
9 Mayıs 2013 Perşembe
Bişeyler bişeyler..
- Bugüne kadar kızdığım bütün dağınık insanlardan özür dilerim. Bir süre önce saklı köşelerinden çıkıp yıkanan yazlık giysilerim, hafta sonu sınavlarım olması, hafta arası ya dışarıda ya da çok umursamam sebebiyle ütülenip kaldırılamadı.Sonra annemin de işine gelmiş olacak ki yıkanan her şeyimi katlayıp oraya bırakmaya başladı. O nedenle hepsi kanepenin üzerinde yığılı duruyor. Ben de kaldırılmaya üşenildiği için ve bilgisayar masası görevi gördüğünden odanın orta yerinde her daim açık duran ütü masasında lazım olanı ütüleyip giyiyorum. Laaaan oğlum süper bir şeymiş bu dağınıklık! Baya hoşuma gitti ya. O kadar insanın bi bildiği varmış.
- İyi geçti sınavlar. Ben de şaşkınım valla bak.
- Geldi bahar ayları gevşemek yerine hepten aykırı gitti sinirler. Her gün, her an, her yerde bir kavgaya denk geliyorum. Bahar aylarının toplumumuzda etkisi sinir, stres olarak kendini gösteriyor. Yıllardır söylüyorum, hep cinsel açlıktan bunlar. Enerjinin bir yerden çıkması gerek sonuçta.
- Hiç bir şeye üşenmiyorum aşağı inip çay almaya üşendiğim kadar.
- Genelde otobüslerde kadınlar konuşmaya pek meraklı olur ama geçen hafta sonu bindiğim iki ayrı otobüste iki amca -özellikle biri çok gevezeydi- vır vır vır konuştular, anlattılar. Benim için bir ilk oldu. Ama sabahın altısında kalkıp işe gitmeyen ama kalkıp sınava gitmiş birisi olarak kafanın kazan olması nasıl bir şey yaşayarak gördüm.
- Jehan Barbur ne kadar da şahane değil mi? Bana mı öyle geliyor. Çok fena hayranıyım kendisinin.
- Bir karikatür vardı. Sanırım Cihan Ceylan gözümün önündeki çizgiler onun tipleri çünkü. Adamın biri trip suratıyla duran sevgilinin arkasında durmuş, suratında sevimli bir gülümsemeyle içinden "Ne garip lan sevgili olmak. Tipe bak gitmiyo da, bakmıyo da" gibisinden birşeyler geçiriyordu. Aynen öyleyim yeminle şu sıra. Bir de jet hızıyla giden bir ilişki yeminle jet lag etti bu adam beni.
- Melis Danişmend'in son albümü de güzel olmuş heaaa!
- En önemlisini sona bıraktım. Bugün çok güzel bir gün... 9 Mayıs benim canımın içi, hüzünlü güzelim, Mayıs'ın en güzel çiçeğinin doğduğu gün.
Canım Kankoş'um :) Her türlü kahrımı çeken, yanımda olan, cebindeki son kuruştan, gölündeki sevgiye kadar hiç bir şeyini benden esirgemeden,18 yıldır kanım, canım olan, en değerli varlığım, güzel dostum;
İyi ki doğdun... İyi ki varsın. . . :)
Hep böyle kal yanıbaşımda..
19 Nisan 2013 Cuma
Bebeğim Benimmm Bebeğim Benimmm
Daha dün akşam sevdicekle bunun geyiğini yapıyorduk. Üstüne bu sabah tumblr de dolaşırken karşıma bunun çıkması beni çok güldürdü.
Sevdicekle dedim bak dikkatini çekti mi ? Ayyy ben sana söylemeyi unuttum nişanlandım ya la ben! Bildiğin yüzük falan var parmağımda taşlı maşlı :)
21 Mart 2013 Perşembe
bişeyler bişeyler
*Öksürük şurubunu kafaya dikmek çok güzel bir şey lan!
*Yazacaklarım var aslında ya da ne bileyim anlatmak istediklerim. Bir hız treninin içinde gibiyim şu sıralar her şey o kadar çabuk olup bitiyor ki sarhoşum resmen. Kötü şeyler mi peki ? Hayır. Güzel şeyler bunlar.Ya da şöyle söyleyeyim sonunun güzel olmasını umduğum, dilediğim şeyler. :)
*Ben geçenlerde Küçük Prens'i okudum yine. Sizi bilmem ama benim en sevdiğim bölüm tilkiyle karşılaştığı bölüm. "Beni evcilleştirmelisin."
*Bu sabah metrobüste elindeki spor gazetesini arka sayfalarından okumaya başlayan bir adam gördüm. Nasıl alışkanlık olmuşsa demek.
*Sanırım çok kötü fena hasta oluyorum.
14 Mart 2013 Perşembe
8 Mart 2013 Cuma
Alışveriş Listesi
Ceviz
Şeker
Pirinç
Tarçın
Ard arda sıralayınca sanki tatlı yapacakmışsın da malzemeleri sıralamışsın gibi.
Cevizli sütlaç yapacağız üzerine de biraz tarçın.
Her biri birer kedi aslında, hayatımıza girdiler sonra da çıkıp gittiler. Aynı tatlı gibi onlarla birlikte olduğumuz zamanların tadı hiç bir şeye değişilmezdi.
Çello'nun güzel gözlü kedisi Pirinç'in ardından, şimdi de bizim cam önü güzelimiz, tosunumuz Tarçın gitti.
Diğer tarafta neler kaynatıyorlar kim bilir.
Şeker
Pirinç
Tarçın
Ard arda sıralayınca sanki tatlı yapacakmışsın da malzemeleri sıralamışsın gibi.
Cevizli sütlaç yapacağız üzerine de biraz tarçın.
Her biri birer kedi aslında, hayatımıza girdiler sonra da çıkıp gittiler. Aynı tatlı gibi onlarla birlikte olduğumuz zamanların tadı hiç bir şeye değişilmezdi.
Çello'nun güzel gözlü kedisi Pirinç'in ardından, şimdi de bizim cam önü güzelimiz, tosunumuz Tarçın gitti.
Diğer tarafta neler kaynatıyorlar kim bilir.
6 Mart 2013 Çarşamba
Salıertesi
Uzun zamandır okuduğum kitabın sayfalarında kaybolup, ineceğim durakları kaçırmamıştım.
İki gündür yolum uzuyor, bazen aynı yerde dönüp dolaşıyorum, geç kalıyorum ama okuduğum kitaba kendimi verebiliyorum ya artık. Bu çok güzel.
Kafamda binbir tilki, hepsininde kuyruğu birbirine dolaşmış değil. Çözülmüş. Her biri bir köşede kıvrılmış uyuyor. Arada uyanıp huzursuzluk çıkaran yok değil hani ama eğittim hepsini. "Dur!" diyorum. "Dur. Her şey olacağına varıyor. Huzursuzluk çıkarma."
Hayatım da ilk defa sıcak günleri özledim.
İki gündür yolum uzuyor, bazen aynı yerde dönüp dolaşıyorum, geç kalıyorum ama okuduğum kitaba kendimi verebiliyorum ya artık. Bu çok güzel.
Kafamda binbir tilki, hepsininde kuyruğu birbirine dolaşmış değil. Çözülmüş. Her biri bir köşede kıvrılmış uyuyor. Arada uyanıp huzursuzluk çıkaran yok değil hani ama eğittim hepsini. "Dur!" diyorum. "Dur. Her şey olacağına varıyor. Huzursuzluk çıkarma."
Hayatım da ilk defa sıcak günleri özledim.
5 Mart 2013 Salı
40 (kırk)
Bu sabah portmanto, fortmanto, ayakkabılık ya var ya mont astığımız şey heh ondaki boy aynasında kendime bakıp, kendime inanamadım.
Bir kaç ay öncesine kadar aynada gördüğüm görüntüden nefret ederken, şimdi baya baya kendimi beğenir oldum. Eskiden 50'leri zorlarken ben bu sabah, 40 beden, yeşil, gayet hoş bir elbisenin içinde, kıvır kıvır saçlarım, uzun şıkır şıkır küpelerimle gayet iyi görünüyordum. Ki beni tanıyanlar bilir ki ben kendimi kolay kolay iyi görmem. Çuvaldızı kendine batırma hikayesi..
Geçen sene Nisan ayında çekilen bir fotoğrafımdan sonra bu işin böyle gitmeyeceğine karar verdim. Hayatı çok da şahane olmayan, sevmediği ve inatla bırakamadığı bir işi, az parası, olan o az parayı da ailesine harcayan kendisi için hiçbir şey yapmayan biriyim.
Dedim ki şu hayatta en azından kendime bir kez güzellik yapıp zayıflamalıyım. Yaptım da.. Daha da devam etmek amacım.
Geçen gün Emel'le konuşurken "bak kendin için bir adım attın, sonrası çorap söküğü gibi geldi" dedi haklı da en mutsuz olduğum yerden başladım düzeltmeye zayıfladım, okulu bitirmeye karar verdim.( Her ne kadar bu dönem derslerde başarısız olsam da) Sonra sevdim, seviliyorum. :) Ve iş! inanılması güç ama gerçek yıllardır bekleyip yüzleşmek istediğim son nihayetinde gerçekleşecek.
Emel sürekli "nazar değmesin oku kendini" deyip duruyor :) Yıllardır ilk defa her şey bu kadar yolunda gidiyor içimdeki fitne fücur sürekli "bir göte geleceksin hacı böyle gitmez yükseleceksin yükseleceksin öyle düşeceksin ki çok pis canın yanacak" diyor.
Ben de "bi s*ktir git la" deyip başımdan kovuyorum. :)
Günü iyi geçsin diye yatağın tersinden kalkıp, sol ayakla evden çıkan, kara kedileri çok seven, merdiven görüp de altından geçmeden edemeyen biri olarak 13 rakamının bana uğursuzluk getirmesini beklemiyordum.
Kötü şeyler de var elbet olan şimdilik onları es geçiyorum.
Uzun zamandır olmadığım kadar mutluyum biraz tadını çıkarsam sorun olmaz sanırım.
:)
Bir kaç ay öncesine kadar aynada gördüğüm görüntüden nefret ederken, şimdi baya baya kendimi beğenir oldum. Eskiden 50'leri zorlarken ben bu sabah, 40 beden, yeşil, gayet hoş bir elbisenin içinde, kıvır kıvır saçlarım, uzun şıkır şıkır küpelerimle gayet iyi görünüyordum. Ki beni tanıyanlar bilir ki ben kendimi kolay kolay iyi görmem. Çuvaldızı kendine batırma hikayesi..
Geçen sene Nisan ayında çekilen bir fotoğrafımdan sonra bu işin böyle gitmeyeceğine karar verdim. Hayatı çok da şahane olmayan, sevmediği ve inatla bırakamadığı bir işi, az parası, olan o az parayı da ailesine harcayan kendisi için hiçbir şey yapmayan biriyim.
Dedim ki şu hayatta en azından kendime bir kez güzellik yapıp zayıflamalıyım. Yaptım da.. Daha da devam etmek amacım.
Geçen gün Emel'le konuşurken "bak kendin için bir adım attın, sonrası çorap söküğü gibi geldi" dedi haklı da en mutsuz olduğum yerden başladım düzeltmeye zayıfladım, okulu bitirmeye karar verdim.( Her ne kadar bu dönem derslerde başarısız olsam da) Sonra sevdim, seviliyorum. :) Ve iş! inanılması güç ama gerçek yıllardır bekleyip yüzleşmek istediğim son nihayetinde gerçekleşecek.
Emel sürekli "nazar değmesin oku kendini" deyip duruyor :) Yıllardır ilk defa her şey bu kadar yolunda gidiyor içimdeki fitne fücur sürekli "bir göte geleceksin hacı böyle gitmez yükseleceksin yükseleceksin öyle düşeceksin ki çok pis canın yanacak" diyor.
Ben de "bi s*ktir git la" deyip başımdan kovuyorum. :)
Günü iyi geçsin diye yatağın tersinden kalkıp, sol ayakla evden çıkan, kara kedileri çok seven, merdiven görüp de altından geçmeden edemeyen biri olarak 13 rakamının bana uğursuzluk getirmesini beklemiyordum.
Kötü şeyler de var elbet olan şimdilik onları es geçiyorum.
Uzun zamandır olmadığım kadar mutluyum biraz tadını çıkarsam sorun olmaz sanırım.
:)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



